"Evden uzak yollarda, karanlık bastırınca, soğuk dondurunca, iki insan sarılınca tabii ki aklıma sen geleceksin."

Emrah Serbes (via beyniminkustuklari)
Yalnız bu.. Nys (via turevdenbirgunonce)

(Source: iyininkotusu)

3 Jul 2014 / Reblogged from vecihininsesi with 191 notes

(Source: kartanelihayaller)

22 Jun 2014 / Reblogged from sicakkahvedumani with 9,888 notes

Dostum dediğim insan kibirli olamaz olmamalı olmayacak

22 Jun 2014 / 1 note

aliyeuysal:

acaba bana ulaşamazsa üzülür mü diye hiç düşünemeyeceğim çünkü imkanlar sonsuzken bile bana ulaşmak istemiyor.

8 Jun 2014 / Reblogged from yoodegilim with 265 notes

"Adaleti bu dünyada arayan bulsa bulsa belasını bulur."

Alper Canıgüz (Yeni kitaptan)

8 Jun 2014 / Reblogged from kendiniahmetsanansuleyman with 85 notes

İstersen hiç başlamasın
Bu hikaye eksik kalsın 
Onca yaranın ardından
Yeni bir aşk yaratamazsın

Örselenmiş bir çocuk bu
İşte benim bütün hikayem
Kaç sevda geçse de bu yüreğimden
Bu pırıltıyı onaramazsın

2 Jun 2014 / Reblogged from kirmizikadin with 16 notes

ruzgardimoysabeneskiden:

Hiç kimsenin yağmurun bile 
Böyle küçük elleri yoktur 
Bütün güllerden derin 
Bir sesi var gözlerinin 

Başedilmez o gergin 
Kırılganlığınla senin 
Her solukta sonsuzluk 
Ve ölüm…

2 Jun 2014 / Reblogged from ruzgardimoysabeneskiden with 5 notes

sarhosadam:

Eylül: Yavuz!Yavuz: Eylül!Eylül: Ben sana karşı bir şey hissetmiyorum. Yani sen çok iyi bir adamsın. Bu her halinden belli. Bi kere çok güzel gülüyorsun. Bütün iyi adamlar çok güzel güler dimi? Ya da gülmeyedebilirler. Bilemedim ben onu neyse. Hem şöyle bir şey var; bana bu kadar yemekler de hazırlatmışsın zahmet etmişsin çok teşekkür ederim. Ama şimdi tüm bunların karşılığında benim seni sevmemi bekleme. Yani o işler öyle olmuyor. Eee hem sonra ben çok kalıcı olmuyorum gerçekten insanın üzerinde çok kalıcı olmuyorum ve unutursun etkisi geçer yani birkaç güne hiçbir şey hatırlamazsın zaten…Yavuz: Sen n’apıyorsun ya?Eylül: Nasıl n’apıyorum?Yavuz: Napıyosun? Kendi açtığın yaraya pansuman mı yapıyorsun?Eylül: Eee Yavuz ben sadece…Yavuz: Sen sadece sus!

sarhosadam:

Eylül: Yavuz!
Yavuz: Eylül!
Eylül: Ben sana karşı bir şey hissetmiyorum. Yani sen çok iyi bir adamsın. Bu her halinden belli. Bi kere çok güzel gülüyorsun. Bütün iyi adamlar çok güzel güler dimi? Ya da gülmeyedebilirler. Bilemedim ben onu neyse. Hem şöyle bir şey var; bana bu kadar yemekler de hazırlatmışsın zahmet etmişsin çok teşekkür ederim. Ama şimdi tüm bunların karşılığında benim seni sevmemi bekleme. Yani o işler öyle olmuyor. Eee hem sonra ben çok kalıcı olmuyorum gerçekten insanın üzerinde çok kalıcı olmuyorum ve unutursun etkisi geçer yani birkaç güne hiçbir şey hatırlamazsın zaten…
Yavuz: Sen n’apıyorsun ya?
Eylül: Nasıl n’apıyorum?
Yavuz: Napıyosun? Kendi açtığın yaraya pansuman mı yapıyorsun?
Eylül: Eee Yavuz ben sadece…
Yavuz: Sen sadece sus!

1 Jun 2014 / Reblogged from kahvesizkitap with 130 notes

"…birbirimizin gözlerinin içine baka baka yavaş yavaş uzaklaşabilir, sessiz çığlıklarla evrenin sonsuzluğunda kaybolup gidebilirdik. Bunu düşündüğüm zaman sırtım buz gibi olurdu. Hemen gömleğimin düğmesini onun hırkasının iliğine geçirmek gibi şeyler geçerdi aklımdan."

Gizliajans, Alper Canıgüz (via birinsansinlar)

18 May 2014 / Reblogged from birinsansinlar with 8 notes

"

"Sanem Hanım. Sanem. Evlen benimle Sanem. Kadınım ol benim. Yaşadığım tüm acıları, yaptığım bütün kötülükleri, pişmanlıklarımı, hatalarımı akla. Başına çiçekten taçlar yapayım, sana şiirler yazayım, seni her gece masallar anlatarak uyutayım. Bazı akşamlar DVD’de film seyredelim seninle. Birlikte hüzünlenelim, birlikte gülelim. Sanat galerileri gezelim. Sen benden daha çok anla modern sanatı. Gördüğümüz eserlerin ne anlama geldiğini açıkla bana, ben başımı sallayayım. Ah ben ne aptalmışım! Nasıl olup da varlığından kuşkuya düşmüşüm? Oysa hayat denen bu yaranın seni bulmak dışında ne anlamı olabilirdi ki? Bak şimdi her sey ne kadar açık görünüyor oysa. İlk görüşte aşka inanırsın, değil mi Sanem? Evet, çok doğru. Ben de başka türlüsüne inanmam zaten. Biliyor musun Sanem, ben seni hep severim. Her gün daha çok severim. Bak mesela pencerenin önüne bir kuş konar ben seni severim, bir tren yolculuğunda pencereden dışarı bakarken derme çatma bir ev gözüme çarpar ben seni severim, burnuma eskilerden, hangi uzak hatıraya ait olduğunu bir türlü çıkaramadığım bir koku çarpar ben seni severim, kafama kuş sıçar ben yine seni severim… Anlıyor musun beni? Sonra ben bazen biraz fazla kıskanç olabilirim. Diyelim yazlık bir yere gitmişizdir de, bir akşam sen çok hoş bir tunik giymişsindir, oradaki bütün erkekler bayılır sana, hemen aşık olur. Ben mesela tunik nedir onu bile bilmeden kıskançlıktan çatlayabilirim böyle bir durumda. Ama belli etmem. Ama sen yine de sezersin. Öyle bir laf edersin ki ben, benden başka hiç kimseye bakmayacağını anlarım. O kadar da incesindir. Bir de bir iyilik rica edeceğim senden. Gözlerine o elem ifadesini yükleyen alçağın adını söyle bana. Söyle ki, ona hemen düello şahitlerimi göndereyim. Silah seçimini o yapsın. Evet. Utanarak kabul ediyorum ki, bunu bir yerde okudum. Ama ne fark eder? Bütün şiirler, romanlar senin için yazılmadı mı zaten? Şarkılar senin için söylenmedi mi? Masumların kanı senin için akmadı mı? Ruhum hep seni aradı benim Sanem. Hep seni arar. Milyonlarca yıl geçsin, sistemler çöksün, güneşler patlasın benim ruhum seni arar. Ve biliyor musun Sanem, bulur da. Şimdi bulduğu gibi bulur. Seni seviyorum. Seni seviyorum. Seni seviyorum."

Aşağı yukarı böyle şeyler düşünüyordum işte. Oysa sadece saçma bir biçimde sağ elimi kaldırıp şöyle diyebildim: “Selam!”

"

Gizliajans - Alper Canıgüz (via foldingunderstoriestold)

17 May 2014 / Reblogged from foldingunderstoriestold with 47 notes